JİMNASTİĞİN TÜRKİYEDE GELİŞİMİ

Geri

Türkiye de Cimnastik   

 

Modern anlamda cimnastik ülkemizde, Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nin kuruluşu ile başlar. 1868 yılında okul, tamamen batılı programla faaliyete geçerken, Fransa'dan getirilen öğretim kadrosu içinde bulunan beden eğitimi öğretmeni Monsieur Curel, modern cimnastiği Türkiye'ye getiren kişi oldu.

Ülkemizde modern anlamda halter ve cimnastik çalışması, özellikle ilk iki dönemde iç içe birlikte sürdürüldü. Zira halter,ülkemizde belirlenen ilk cimnastik aletlidir. Bu nedenle cimnastik salonunda halter çalışmalarında gereksinimi duyulan araçlar kullanılmış, böylece vücut esnekliğinin yanısıra adale gelişimi ve kuvvetlenmesi bu ağırlık çalışmalarıyla sağlandı.

Aletli cimnastik, ülkemizde uzun yıllar yapıldı. Curel, okulda görev aldığı ilk iki yıl içerisinde okul binasının bir salonunu cimnastikhane biçimine getirdi. Fransa'dan beraberinde getirdiği araç ve gereçleri bu salona yerleştirdi. Bazı öğrenciler beden eğitiminin yararlarını, o yıllarda tam kavrayamadıkları için bu harekete katılmadılar ve cimnastik çalışmaların yapan arkadaşlarını şaşkınlıkla izlemişlerdi.

Curel'in ülkemizden ayrılmasından sonra Monsieur Morioux adında bir başka Fransız, beden eğitimi öğretmenliğine atandı. Curel'in ilk sevgiyi aşıladığı cimnastik çalışmalarına daha çok sayıda öğrenci katılmaya başladı. Hatta Curel'in yetiştirdiği bir kaç Türk genci, çeşitli hareketlerde Morioux'un dikkatini çekecek biçimde başarılı oldular. Galatasaray Sultanisi'nde üçüncü beden eğitimi öğretmeni olarak Monsieur Martinetti görev aldı.

Martinetti de öteki meslektaşları gibi aletli cimnastiğe büyük önem verdi. Bu Fransız öğretmen, 1878 yılında Galatasaray Sultanisi'nden ayrılarak Harbiye Mektebi'ne öğretmen olarak atandı. Bir sonraki eğitim döneminde okulun beden eğitimi öğretmeni olarak bu kez Stangelli görüldü. Komple bir sporcu olan yeni öğretmen, gelişinden kısa bir süre sonra 1880 yılında Maarif Nazırı Münif Paşa'nın yardımıyla Beyoğlu'nda Hacapoğlu Pasajı'nda açtığı özel cimnastikhanede, bu sporun okul dışındaki yayılma çalışmalarında da yardımcı oldu.

Salon kısa sürede büyük ilgi topladı ve düzenlenen bir gösteride Maarif Nazırı Münif Paşa da bulundu. Münif Paşa, Stangelli'nin öğrencilerinin attığı geriye saltoları hayretle izlemişti. Stangelli'nin öğrencisi Faik Üstün İdman adında başarılı bir sporcuydu. Morioux'un teşviki ile cimnastiğe başlayan Faik Bey, kısa sürede büyük gelişme gösterdi. Nitekim bir yıl sonra Stangelli'nin yerine Galatarasay Sultanisi'ne ilk kez bir Türk Beden Eğitimi öğretmeni olarak Faik Bey atandı.

1859 yılında doğan Faik bey, Türkiye'nin ilk idmancısı kabul edilir. 1879 yıılndan sonra çok sayıda spocu yetiştiren Faik Bey, bu görevde tam 42 yıl kaldı. Olağanüstü yetenekli, kuvvetli ve komple bir sporcu olan, aletli cimnastikteki bu isim, cimnastikte de "Faik Bey ekolü" denilen bir akım yaratmıştır. Bu arada 1899 yılında "Cimnastik" yahut "Riyazat-ı Bedenniyye" adıyla bir kitap yayınladı. Bu kitap, modern Türk sporuna geçişte yazılan ilk kitap olması nedeniyle çok büyük önem taşır. Faik Bey, okullardaki çalışmalarının yanısıra Beyoğlu'nda özel olarak açtığı salonda Türk gençlerinin bu spor dalında yetişmesine yardımcı oldu.

Bu yıllarda kendisi gibi cimnastik tutkunu olan Mazhar Bey, sivil okullarda çalışırken, Faik Bey de askeri okullarda su sporun gelişmesine çaba gösterdi. Faik Bey'in Galatasaray Mekteb-i Sultanisi'nde öğrencileri; Selim Sırrı, Rıza Tevfik, Dr. Hikmet Ali Rana, Şevki Kamil ve Mehmet Ali Beyler, Erdekli Miltiyadi ve Aleko Milas Efendilerdi. Bu arada Sultan II. Abdülhamit'in devlet yönetimindeki katı tutumu nedeniyle Mazhar (Kazancı) Bey Almanya'ya giderek cimnastik ile ilgili çalışmalarına bu ülkede devam etti.

1903 yılında, temelinde cimnastik hareketlerinin ağırlık kazandığı Beşiktaş Osmanlı Kulübü, bu sporun çok sayıda genç tarafından uygulanmasına ve yaylımasına ortam hazırladı. Türk cimnastikçileri yurtdışına ilk defa 1906 yılında Atina'da yapılan Ara Olimpiyatları nedeniyle çıktılar. Atina'ya İstanbul Tatavla (bugünkü Kurtuluş) kulübünden Yorgo ve Niko Alibanti kardeşler gönderildi.

Yorgo Alibanti, Ara Olimpiyat Oyunları Cimnastik Yarışlarında "iki elle 10 metrelik ipe tırmanma" yarışmasında 11.4 saniyelik derece ile bir Dünya ve Olimpiyat Rekoru kırıp, altın madalya kazandı. 1908 yılında Londra'da yapılan Olimpiyat Oyunlarında Cimnastikte Türkiye'yi Aleko Mulos temsil etti. Bu, ülkemizin Olimpiyat Oyunlarına resmen ilk katılımı idi. Mazhar Türkiye'ye döndükten sonraki çalışmaları ile çok sayıda genç yetiştirdi. Ayrıca barfiks ile ilgili bir kitap da çıkardı.

Fenerbahçe Kulübü'nde ise cimnastik çalışmaları 1914 yılında başladı. Dr. Hamit Hüsnü Bey'in 16 altın liraya satın aldığı barfiks ve paralel, bu sporun sarı lacivertli kulüpteki gelişimine kaynak oldu. Bu arada Fenerbahçe Kulübü İlhami Asım Tüccar, General Nuri, Albay Kadri ve Tüccar Necati Beyler gibi başarılı cimnastikçiler yetiştirdi. Arka arkaya gelen Balkan ve Kurtuluş Savaşları nedeniyle ülkemizde gelişmekte olan öteki sporlarda olduğu gibi, cimnastikte de bir duraklama görüldü.

Cumhuriyetin ilanından sonra okulda cimnastik derslerine yön verme çalışmaları için Selim Sırrı Bey görevlendirildi. Selim Sırrı bu görevden yararlanarak eğitim için İsveç'e bazı gençlerin gönderilmesini sağlayıp, bu gençlerin İsveç Cimnastiğine göre eğitilmelerine yardımcı oldu. Selim Sırrı Bey, İsveç Cimnastiğinin okulu bitiren genç öğretmenler aracılığı ile tüm okullarda yayılmasını sağladı.

Ancak bu akım aletli cimnastiğin baltalanmasına yol açtı. Belirli bir grubun korumasıyla aletli cimnastik çalışmaları da sürdürülebildi. Küçük Faik Bey, Mehmet Fetgeri, İlhami Bey ve Şevket Bey'in çabalarıyla sonraki kuşaklara da aktarıldı. Daha sonra aletli cimnastik branşında da Mehmet Fetneri, Şevket Kugul, Esat Kazancı, Fikret Korkmaz, Afif Gençsoy ve Nihat Yılbar gibi başarılı sporcular yetişti.

1957 yılında büyük çabalarla kurulan Cimnastik Federasyonu ilk başkanı Necmettin Erkan ile çalışmalara başladı. Bir önceki kuşağın cimnastikçilerinden Nihat Yılbar 1960'da Almanya'da bulunduğu zaman dünyada gelişen cimnastik tekniğini inceleme olanağı buldu.

Almanya Deutsche Turn Schule Teknik Direktörü Adalbert Dickhut ve Alman Cimnastik Federasyonu II. Başkanı Dr. Josef Göhler ile yaptığı temasların neticesinde Türkiye'ye dönünce ilk defa öğretim ve yardım usülleri ile aletli cimnastik kitabını yazdı ve sonra FIG'in yarışma kurallarını tercüme etti. Böylece, Türkiye'de Olimpik Cimnastik alanında ilk ve ciddi eserler verildi, gerek etkinlik, gerekse gelişim yönünden birçok yararlar sağlandı. Türkiye Cimnastik Federasyonu (FIG) Uluslararası Cimnastik Federasyonu'nun 1961'den beri aktif üyesidir.

Yorum Yaz